Bize Ulaşın

Ülkemizde Günebakan olarak da bilinen Ayçiçeği, ya da Latince bilinen adıyla Helianthus Annuus, genellikle çekirdekleri ve yağı için yetiştirilen bir sarı çiçekli tarım bitkisidir. Bu kullanım alanlarındaki vazgeçilmezliği sebebiyle ayçiçeği dünyada ve Türkiye’de en önem arz eden yağ bitkilerinden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Ülkemizde daha çok Trakya Bölgesi’yle özdeşleşen ayçiçeğinin üstündeki çekirdekler de fabrikada işlenerek yemiş olarak değerlendirilir.

Buna rağmen ayçiçeğinin en yoğun kullanım şekli yağ formudur. Türkiye’de de genellikle bu şekilde kullanılmaktadır. Türkiye’nin yağlık ayçiçeği ekiminin ve yağ üretimimizin en az %70’i Trakya ve Marmara’da gerçekleşmektedir. Bu veriler ışığında Türkiye’nin kendi ayçiçeği ihtiyacını karşıladığı söylenebilir.

Peki ayçiçeğinin faydaları ve insan sağlığına olumlu etkileri nelerdir? Ayçiçeği yetiştiriciliğiyle alakalı detaylı bilgilere geçmeden önce ayçiçeğinin yararlarından bahsedersek bu ürünün ekimini yapıp yapmama konusunda aklınızda olan soru işaretlerinin giderilmesine yarar sağlamış olabiliriz.

Ayçiçeğinin Faydaları

Papatya ailesine ait olan ayçiçeği en çok yağı çıkartılan besin olmasıyla dikkati çekmektedir. E vitamini deposu olan ayçiçeğinin insan sağlığına pek çok faydası bulunmaktadır. Alternatif tıpta da kullanılan ayçiçeğinin çayı ve kremi de yapılmaktadır. Peki ayçiçeğinin faydaları nelerdir? Gelin birlikte göz atalım.

  • Antioksidan içeriği sayesinde ayçiçeği bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudu virüs ve bakterilerden arındırmaktadır.
  • İçerdiği şeker, kan şekerine yönelik olumsuz bir etki oluşturmadığından dolayı şeker hastalarının da gönül rahatlığıyla tüketebileceği bir besindir.
  • Barındırdığı yüksek miktardaki fosfor kemik ve kas sağlığına büyük faydalar sağlamaktadır.
  • Ayçiçeğinin barındırdığı E vitamini vücut sağlığına önemli katkılar sağlamaktadır. Eksikliği durumunda ciltte deformasyonlardan saç dökülmesine pek çok şekilde kendini gösterebilen E vitamini için Ayçiçeği bir depo gibidir diyebiliriz.
  • Sinir hücrelerini yenileyici özelliği, baş ağrısı, depresyon ve yorgunluk gibi durumları önleyici bir etkide bulunur.
  • Sinir hücreleriyle birlikte beyin hücrelerini de yenileyen ayçiçeği hafızayı güçlendirerek beyin sağlığına da olumlu bir etkide bulunur.
  • Üst solunum yolu hastalığı olarak ortaya çıkan yüksek ateş ve öksürük gibi problemlerin önüne geçer ve balgam oluşumunu engeller.
  • Posalı bir besin oluşu hasebiyle bağırsakları temizler ve kabızlık gibi durumların oluşmasına mani olur.

Ayçiçeği Nasıl Yetiştirilir?

Dünyanın ve ülkemizin önemli yağ bitkilerinden olup çoğunlukla yağlık olarak yetiştirilen ayçiçeği tarımının dünya üzerindeki üretimi 23 milyon ton barajını aşmış vaziyettedir. Türkiye de bu noktada üretim ve ekim alanı anlamında ilk 10 ülke arasındadır. Peki ekonomik bir bitki olan ve çok uzun zamandır yetiştiriciliği yapılan ayçiçeğinin üretimindeki püf noktalar nelerdir?

Öncelikle ayçiçeğinin iklim ihtiyacıyla başlayalım. Ayçiçeği, 100 ile 150 günü bulan yetişme süresi boyunca 2600 – 2850 derecelik toplam toprak sıcaklığı ihtiyacı duymaktadır. Derin ve kazık kök sistemine sahip olması, diğer bitkilere nazaran kuraklık ve tuzluluk gibi etkilerden daha az zarar görmesine olanak sağlar. Her türlü toprakta yetişme kolaylığına sahip olmasına rağmen, toprak isteği olarak pH değeri 6.5 ile 7.5 arasında seyreden iyi drenajlı topraklar yetişmesi için çok daha uygundur.

Ayçiçeğinin çimlenmesi için toprağın en az 8-10 derecelik bir sıcaklığa sahip olması gerekmektedir. Bu nedenle genelde ülkemizdeki ekimi Mart ayının sonları ile Mayıs ayının ortaları arasında gerçekleştirilmektedir. Soğuğa da dayanıklı olan ayçiçeği, genellikle ilk donlardan 4-6 yapraklı devrelere kadar zarar görmemektedir, ancak ısının 4 derece altına düşmemesi gerekmektedir. Ayçiçeği bu durumda büyük zarar görebilmektedir.

Ayçiçeği ekileceği zaman ise ilk olarak dikkat edilmesi gereken husus iyi bir tohum yatağı hazırlanmasıdır. İyi bir tohum yatağı hazırladıktan sonra, hava akışlı taneyi tek tek bırakan yöntemle ekim yapılmalıdır. Ekim öncesinde yabancı ot ilaçlaması yapmanızda herhangi bir sıkıntı yoktur. Ancak bu durumda toprak iyice karıştırılmalı ve ekim öncesinde 2 gün beklenerek toprağın ilacı iyice yemesi sağlanmalıdır.

Bunun yanında yabancı otlarla mücadele için bitkiler 25-30 cm arasına ulaştığında çapa makinesi yardımıyla ara çapasının yapılması bitkinin sağlıklı gelişiminde faydalı olacaktır. Ayçiçeğinde problem yaratan yabancı otlar genellikle pıtrak, hardal, kaz otu, papatya ve sarmaşıktır.

Bunlarla beraber dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli unsur hibrit seçiminde göz önüne alınacak kriterlerdir. Bu noktada üreticinin dikkat etmesi gereken ilk nokta tohumluğun fiyatı ve verim potansiyeli durumudur. Ekeceğiniz çeşidin ekim yapacağınız bölgede gözüken hastalıklara karşı tutumu da seçim sürecinde göz önünde bulundurmanız gereken noktalardan bir tanesidir.

Ekilecek olan çeşitlerin yüksek kaliteye ve yüksek bir çimlenme yüzdesine sahip olması, hastalıklardan ve yabancı otlardan korunmasının yüksek olması oldukça önemlidir. Çeşidin rüzgara dayanıklı bir sapa sahip olduğunu belirleyip, toprak analizinizi doğru ve güvenilir bir şekilde yaptırdıktan ve yörenize uygun verimli hibrit tohumluğunu seçtikten sonra artık ekim yapmak için hazırsınız diyebiliriz.

Yağışlardan sonra esen sert rüzgarların bitkilerde birtakım eğilmelere neden olduğu bilinmektedir. Özellikle uygun olmayan toprak ve iklimlerde iri tohumların tercih edilmesi dekara atılacak tohumluk miktarını arttırdığı için ek maliyet oluşturacağından tavsiye edilmemektedir. Bu nedenle orta büyüklükteki tohumlara yönelmeniz sizin açınızdan daha verimli olacaktır.

Yapılan birtakım araştırmalara göre sıra arası 70 cm olan ve sıra üzerinin de 30 – 35 cm’lik mesafeye sahip olduğu bir ekim sıklığı uygulanarak 4500 – 5000 arasında bitki adedinin yüksek verim ortaya koyduğu tespit edilmiştir.

Ayçiçeği topraktan yüksek miktarda beslendiğinden dolayı üst üste ayçiçeği ekimi toprağın besin değerlerini sekteye uğratacağından bundan kaçınılmalıdır. Bu yüzden genellikle, özellikle kurak alanlarda, tarımcılar tarafından buğday – ayçiçeği ekim sırası uygulanmakta ve tavsiye edilmektedir.

Pek çok bitki gibi ayçiçeğinin de düzgün gelişebilmek için 16 elemente ihtiyaç duyduğu bir gerçektir. Bu elementler arasında hayati olan hidrojen, oksijen ve karbon gibileri havadan edinen ayçiçeği bitkisi; azot, fosfor ve kükürt gibi elementlerin eksikliğini hissedebilir. Özellikle yoğun yağış alan bölgelerdeki topraklarda magnezyum, potasyum ve kalsiyum eksikliği görülebilmektedir.

Buna bağlı olarak, bu eksik elementler 8 kilogramlık saf azotlu gübrenin toprağa eklenmesiyle elde edilebilmektedir. Yine de toprağın sulu olduğu koşullarda bu miktarı arttırmak gerekebilir. Gübre uygulamasını toprağı iyi şekilde tahlil ettikten sonra yapmak büyük önem arz etmektedir. Aksi halde sıkıntı yaşam ihtimaliniz son derece yüksektir.

Ayçiçeği bitkisi kuraklığa dayanıklı bir bitki olarak suya o kadar da ihtiyaç hissetmez. Ayçiçeğinin gelişme dönemi sırasında ihtiyaç duyduğu su oranı yaklaşık 700-800 mm civarındadır. Bu nedenle eğer normal yağışlarla ihtiyaç arasında fark oluşursa, farkın mutlaka sulama suyuyla tamamlanması büyük önem taşımaktadır.

Ayçiçeğinin suya en çok ihtiyaç duyduğu dönem çiçeklenme dönemidir. Eğer ayçiçeğinizin çiçeklenme dönemine girdiği sırada bölgenizde yağış eksikliği varsa bu eksikliği sizin sulama yoluyla kapamanız gerekecektir. Özellikle sulanan alanlarda dekara verilen bitki sayısı ile gübre miktarını belli oranda arttırmak gelişimin verimini de yükseltme açısından faydalı sonuçlar doğuracaktır.

Ayçiçeği Hasadı

Ayçiçeği tablanızın arkası ve tabla kenarında bulunan yaprakların en az yarısı kahverengi renge dönüştüğünde; genellikle çiçeklenmeden 1 – 1.5 ay sonra ayçiçeği bitkileri fizyolojik erginliğe erişirler. Buna rağmen hasat yapabilmek için tüm yaprakların kahverengine dönmesi ve tanelerin nem oranının %10’un altına düşmesi muhakkak gereklidir.

Buğday hasadı sırasında kullandığınız biçerdöverlerinizi sadece tabla değişikliğiyle ayçiçeği hasadına da uygun hale getirebilirsiniz. Bu hasat toplama işlemi sırasında yaşanacak %3’lük bir hasat kaybı normal sınırlar içerisinde kabul edilebilir yalnız gereğinden fazla hızlı gidilmesi durumunda %15-20’lere ulaşan bir hasat kaybının söz konusu olabileceğini de unutmamak gerekir.

Zamanında yapılmayan hasat bazı çeşitlerde tane dökülmesine kadar gidebileceğinden ayçiçeği hasadını bekletmemek büyük önem arz etmektedir. Ülkemizde Mayıs ortasına kadar ekilen ekinler genelde Eylül ayı başlarında hasat edilebilmektedir. Bu da ortalama 130 günlük bir gelişme sürecine tekabül eder. Tabii bu periyodun uzunluğu mevsimsel durumlara, yağış ve nem oranına ve toprağın besin değeri durumuna göre değişiklik gösterebilmektedir.

Düzgün ve sıkıntısız bir depolama süreci için tanelerin nem oranının %10’un altında olması ve temiz olmaları gerekmektedir. Buna uyulmadığı takdirde hastalıklar ve zararlı faaliyetler toplanan ürüne büyük zararlar verebilme ve emeklerinizi heba edebilmektedir.

Verilen emeklerin boşa gitmemesi ve hasat edilen ayçiçeklerinin en doğru şekilde saklanarak üretime alınması için; tanelerin depolandığı alanlar sık sık havalandırılmalı ve taneler bu nedenle serin ve kuru koşullarda tutulmalıdır. Fazla miktarda tane çiçeği ve sap kırıntıları içerisinde bulunduran ambarların ayçiçeği yağı kalitesini oldukça düşürdüğü de muhakkak akılda tutulmalıdır.