Kestane, sonbaharda en fazla talep gösterilen yiyeceklerden biridir. Pek çok farklı şekilde tüketilen kestanenin tüketim alanı oldukça geniştir. Reçeli, kebabı, pastalardaki kullanımı, haşlaması, tatlısı gibi birçok yiyecekte kestane kullanılır. Aromasıyla tüketicilerin baş tacı haline gelen kestane, ülkemizde de en verimli şekilde üretilir. İnsan sağlığı için oldukça faydalı olan bu besinin ağacı kereste olarak kullanılır. Kestane ağacının kerestesi oldukça sağlamdır, marangozculuk işlerinde karşınıza sıkça çıkabilir. Ağaç işlemelerinde, dekorasyonda kullanılabilir. Kestane hasadı en kolay gerçekleştirilen hasatlardan biridir. Kestane ağaçları hastalıktan ve diğer olumsuz etkenlerden korunursa verimli ürünler verir.

Kestane üretimi, iyi gelir getiren yetiştiriciliklerden bir tanesidir. Deneyimli ve bilgili çiftçilerin elinde büyüyen kestane bahçesi, uygun yere konumlandığında verimli ürünler elde edilir. 200-500 yıllık ömrü olan kestane ağacı, deniz seviyesinden 700 ila 800 metre yüksekliği olan yerlerde rahatlıkla yetişir. Ömrü uzun oluğu için tarımla ilgilenen kişiler kestane üreticiliğine yönelmektedir. Ülkemizde kestane yetiştiriciliği oldukça yaygındır. Geniş kullanım alanı, kolay bakımı ve rahat hasadı sayesinde kestane üreticiliğine rağbet artmıştır. 

Kestane Nedir?

Kestane, kayıngiller familyasından gelen, dayanıklı yapıya sahip, sonbaharda tüketime hazır hale gelen verimli bir çeşittir. Bilimsel adı castanea sativa olan kestanenin, dünya üzerinde  13 türü bulunmaktadır. Kestane, hastalıkları ve zararlıları ayıklandığı sürece verimini devam ettiren, uzun ömürlü bir meyvedir. Kestane serin ve ılıman iklim seven bitki türlerindendir. Oldukça dayanıklı olan kestane ağaçları ve kestane meyveleri, kışın -30’lara varan sıcaklıklara karşı direnç gösterir. Ancak yazın gelen aşırı sıcaklara ve ilkbahardaki donlara karşı güçsüzdür. Bu sıcaklıklar meyvenin içinin boşalmasına neden olur. 

Kurak havalar da kestane meyvelerini olumsuz etkiler. Yeterli nemi sağlayamayan kestaneler, kurak ve sıcak havalarda yeterli verimi gösteremez. Yağışlı havalar kestaneler için en uygun olan hava koşuludur. Ancak çiçeklenme döneminde fazla yağışa maruz kalmamalıdır. Çiçeklenme döneminde gelen yağmur, döllenmeyi olumsuz etkileyebilir ve daha verimsiz, daha az ürün elde edilmesine sebep olabilir. Yağış ortalaması 600-1600 mm olan yerlerde rahatlıkla yetişir. Yağışlı havaları sevse de aşırı yağışlardan hoşlanmaz, düzenli yağış olması önemlidir. 

Kestaneler gölge alanlarda yetişmeyi sever ancak bu hiçbir zaman ışık almaması gerektiği anlamına gelmez. Günün belirli saatlerinde kestane bahçelerinin güneş görmesi gerekir. Kayıngiller ailesinden gelen, castanea türünü meydana getiren ağaçların yenilebilir tohumları olan kestane, doğal olarak Kore, Türkiye, Japonya, Çin, Kuzey ve Güney Avrupa ve Türkiye’ye yayılır ve kendine yetişme alanı bulur. Deniz seviyesinden 700 ila 800 metrelik yüksekliklerde yetişse de ekolojik koşullara göre bu yükseklik değişkenlik gösterebilir. Örneğin Anadolu’da 1300 küsur metrelik yüksekliklerde kestane yetişirken, başka bölgelerde başka yüksekliklere ihtiyaç duyabilir. 

Kestane ağacı dayanıklılığı yüksek, kökleri ve gövdesi sağlam ağaçlardan biridir. Bu nedenle marangozculukta gönül rahatlığıyla kullanılabilir. Güçlü temel ve yan kökleri sayesinde toprağa sıkıca tutunabilir. Bu yönüyle kestane ağaçları, erozyona karşı alınabilecek en etkili yöntemlerden olabilir. Kökleri derine inebildiği için kayalık ve dağlık yerlerde bile kolayca yetişir. Bilimsel verilere bakıldığında, dünyada 1 milyon 129 bin 999 ton kestane üretimi yapılmaktadır. Türkiye kestane üretiminde 4. sırada yer almaktadır. İlk üçte İtalya, Kore ve Çin bulunuyor. Ülkemizde kestane üretimi en çok Bursa, Aydın, İzmir, Sinop, Kastamonu ve Kütahya’da yapılmaktadır. 

Kestane Yetiştirilirken Nelere İhtiyaç Duyar?

Kestane meyveleri, kestane ağaçlarının yenilebilir tohumlarıdır. Kestane ağaçlarında yetişen meyveler orta iriliktedir. Sonbahara doğru ve sonbahar mevsiminde taze tüketime hazır hale gelir. Eğer diğer mevsimlerde de kestane tüketilmek istenirse, dondurma yöntemiyle kestaneler dondurulur ve yılın diğer zamanlarında kestane tüketimi yapılabilir. Kestane bahçeleri, kurulacağı alana göre konumlanmalıdır. Eğer soğuk bölgelerde kestane yetiştirilmek isteniyorsa güney bölümlere, sıcaksa kuzey bölümlere dikim yapılmalıdır. Böylece uygun hava koşulları kolayca sağlanabilir. 

Kestane ağaçlarının su ihtiyacı karşılanırken, yağış alan yerlerde bulunuyorsa ayrıca su verilmesi gerekmez. Kestane ağaçlarının çok fazla değil, düzenli olarak yağış alan alanlarda olması gerekmektedir. Kuzeye doğru gidildikçe kestanelerin ışık alma ihtiyacı artar. Eğer kestaneler aşırı yağış alan bölgelerde yetişirse mantara yakalanabilir. Mantar, kestane ağaçlarının yapraklarının dökülmesine neden olabilir, bu nedenle meyveler verimsizleşebilir ve ağacın ömrü kısalabilir. 

Kestane bahçeleri en iyi yamaç arazilerde yetişir. Kışın yaprak döken yapıya sahiptir. Kazıklı köklere sahip oldukları için gevşek yapılı, geçirgen ve havadar, serin, derin toprakları sever. Kestane ağaçlarının en verimli yetişeceği toprak türleri potasyum bakımından zengin, mümkünse volkanik bileşenlerin bolca bulunduğu besinli topraklardır. Kireçli ve killi toprakları çok sevmez, mümkün olduğunda az kireç içeren topraklar kullanılmalıdır. Toprağın pH derecesi 5-6 arasında olursa, kestaneler daha verimli yetişir. Killi, ağır ve hava almayan topraklarda kestane üretimi gerçekleştirilmeye çalışılırsa, kestane ağaçları mantar ve mürekkep hastalığına yakalanabilir. 

Kestane Nasıl Çoğaltılır?

Yüksek arazilere dikimi yapılan kestane ağaçları, çoğunlukla kendiliğinden yayılma alanı bulur. Ancak kendiliğinden yetişmeyen kestane ağaçları üretilecekse, dikilecek fidanların muhakkak aşılanmış olması gerekir. Aşılama, kestane yetiştiriciliği için neredeyse zorunlu bir faktör haline gelmiştir. Kestane bahçesi kurulurken çeşit miktarı ne kadar fazla olursa, döllenme verimi de o kadar artar. Bu nedenle kestane bahçelerinde en az 2 farklı tür bulunması gerekir. 

Kestane vejetatif yolla çoğalmaktadır. Yani dallandırma ve çiçek köklendirmesiyle kestaneler yavru verir. Bu yolun en verimli şekilde kullanılması için kestane ağaçlarının aşılanması gerekir. Çimlenme gücü yüksek tohumlarla yapılan dikim, kısa sürede meyve verecek ve oluşan meyveler verimliliğini koruyacaktır. Kestane tohumları nemli ve soğuk ortamda daha kolay çimlenir. Kestane fidanlarını toprağa dikmeden önce, dikilecek alana derin sürüm yapılmalıdır. Sürümden sonra dikilecek toprağa hayvan gübresi verilmeli, kompoze gübre ile karıştırılmalı ve gübreyle karışmış dikim alanına kestane fidanları dikilmelidir. 

Eğer tohumla üretim yapılacaksa, öncelikle katlama işlemi yapılmalıdır. Katlama aşamasında tahta sandıklara perlit veya kum konularak, kestane meyveleri sıra halinde dizilir. Bu meyvelerin kabuklu olarak konulması gerekir. Bu tahta sandıklar dizme işleminden sonra özel bir suyla ıslatılmalı, 0-4 derece arasındaki sıcaklığa ulaşan yerlerde bekletilmelidir. Zamanı geldiğinde sandıktaki tohumlar alınır ve dikilecek alana uygun sırayla dizilir. 

Her bitki gibi kestaneleri yetiştirirken de konumlanan alan, hava koşulları ve toprak, gübre seçimi oldukça önemlidir. Kestane ağaçlarının dikimi yapılırken her biri arasındaki mesafe 10 ila 12 metre arasında olmalıdır. Kestaneler 15 metreye kadar uzayabilen bitkilerdendir. Eğer kestane ağaçları budanacaksa, belli yükseklikten sonra doruk dallarının kesilmesi yeterli olacaktır. Kestane fidanlarının dikildiği ilk yılda, 2-3 defa sulama yapılması yeterlidir. Daha fazla verilen su ağacı olumsuz etkileyebilir. Kestane ağaçlarının nemini koruması için malçlama yapılabilir. 

Kestanelerin hasat zamanının geldiği kolayca anlaşılabilir. Meyveler istenen olgunluğa geldiğinde toplanması gerektiğini anlayabilirsiniz. Kestaneler eylül ve ekim ayları arasında toplanmaktadır. Ancak hasat sırasında kestaneler güneş ışığına maruz kalmamalıdır, yoksa meyveler verimini kaybedecektir. Hasattan sonra kestaneler tüketime hazır hale gelir. Toplanan kestaneleri reçelde, pasta ve tatlılarda, kestane kebabı ve kestane şekeri yapımında kullanabilirsiniz. 

Kestane Yetiştiriciliğinde Karşılaşılabilecek Zorluklar, Kestane Ağaçlarının Yakalanabileceği Hastalıklar Nelerdir?

Kestaneler soğuğa ve don olaylarına karşı dayanıklıdır. Ağacı oldukça sağlam, kökleri oldukça güçlüdür. Ancak bakımı ve yetiştiriciliği yapılırken gözden kaçırılan birçok detay, kestanelerin sağlıklı büyümesini engelleyebilir. Kestane ağaçlarının yakalanabileceği hastalıklar kestane iç kurtları, kestane mürekkep hastalığı ve kestane dal kanseridir. 

Kestane ağacının yakalandığı rahatsızlıklar, üreticiyi zora sokabilir. Beklenmedik zamanda ortaya çıkan bu hastalıklar kestane ağacının ömrünü kısaltıp meyveleri boşa götürebilir. Olumsuz durumlardan kurtulmak amacıyla kestane yetiştiriciliği hakkında eğitilmeli, kestane bahçelerinin kurulacağı alan iyi seçilip uygun toprak tercihi yapılmalıdır. Aksi takdirde senelerce verdiğiniz emek boşa gidebilir. 

Kestane iç kurtları, diğer adıyla cydiasplendana hastalığı, meyveleri hasta eden rahatsızlıktır. Bu kurtlar kestane meyvelerine girerek ürünlere zarar verir. Pisliklerini meyvenin içine bırakan kestane iç kurtları, meyvenin erken zamanda dökülmesine ve zarar görmesine sebep olur. Larvalar hasat döneminde gelişimlerini tamamlamamışsa, hasat bittikten sonra meyvelerin saklandığı ve yığıldığı yerde gelişimini tamamlar, meyveyi delerek ortamı terk eder. Bu hastalıkla mücadele etmek için kurtlu meyveleri yok edebilir, gömü yerleri çapalanabilir, kurtların bir an önce meyveyi terk etmesi için hasat ve satış zamanı arasında belli bir süre bırakılabilir ve bitkiye zarar vermeyen, uygu ilaçlarla kurtlar öldürülebilir. 

Kestane mürekkep hastalığı, ağaçlarda çürümeye ve lekelenmeye sebep olur. Kabukla gövde arasında balçık gibi bir sıvı görünebilir. Ağacın beslenmesini sağlayan kanallar tıkanır ve kestane ağacı yaprakları sararıp kurur. Kestane ağaçlarının karşılaştığı bir diğer hastalık ise kestane dal kanseridir. Bu rahatsızlık ağaç yaralandığında ortaya çıkar. Ağacın yer yer çöküntülere sahip olmasına ve şişmesine neden olur. Büyü çatlaklar meydana gelebilir. Bu hastalık, kestane ağacının sürgünlerinde ve kök boğazında görülebilir. Ülkemizde sıkça karşılaşılan bu hastalıkla mücadele edilmeye çalışılıyor. 

Kestaneler, küçükten büyüğe her yaştan bireyin severek tükettiği besinler arasında yer alıyor. Faydalı içeriğiyle insan sağlığına olan olumlu etkisi oldukça yüksek. Verimli ürünü ve kolayca toplanması sayesinde tarımla uğraşan birçok kişi kestane yetiştiriciliğine yöneliyor. Siz de kestaneler hakkında daha fazla bilgi almak, yetiştiriciliğiyle ilgili püf noktalar edinmek ve kestane hastalıklarıyla nasıl mücadele edeceğinizi bilmek istiyorsanız sitemizi ziyaret edebilir, bizlerle irtibata geçebilirsiniz.